|
Karakter boyutu :
27 Şubat 2010, 23:15
''yedi Renkli Göle Yedi Renkli Hayat'' ProjesiÖngör, ekonomik kalkınmayı sağlarken çevre unsurlarına da dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı - Türkiye ((WWF-Türkiye) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Öngör, ekonomik kalkınmayı sağlarken çevre unsurlarına da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, aksi takdirde doğanın zarar görmesiyle ekonomik kalkınmada da sürdürülebilirliğin sağlanamayacağını söyledi. Türkiye'nin ikinci büyük tatlı gölü Eğirdir Gölü'nü korumak amacıyla WWF - Türkiye ve Siemens Ev Aletleri tarafından gerçekleştirilen ''Yedi Renkli Göle Yedi Renkli Hayat'' Projesinde iklim değişikliğinin etkileri ve iklim değişikliğine uyum konuları hakkında Isparta Ticaret ve Sanayi Odası'nda toplantı düzenlendi. WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Öngör toplantıda yaptığı konuşmada, bugüne kadar ekonomik kalkınmanın ön planda tutulduğunu, doğanın ikinci planda yer aldığını ifade etti. Dünyada insan kaynaklı bir iklim değişikliğinin var olduğunu hatırlatan Öngör, bu duruma karşı kayıtsız kalınamayacağını ve her kesimin kendisine göre önlemini almasının şart olduğunu bildirdi. Ekonomik gelişme olmadan yaşamanın da mümkün olmadığını ifade eden Öngör, ancak ekonomik gelişmenin de tek taraflı düşünülemeyeceğini ve karşısında da sürdürülebilirliğini sağlayan bir doğanın var olduğunu anlattı. Dengesiz hareket etmenin her iki konuya zarar vereceğini belirten Öngör, ''Ekonomik kalkınma mı, yoksa çevre mi gibi bir tercih hakkımız yok, sürdürülebilir kalkınma için doğanın da korunması şart'' diye konuştu. İş ve aş yaratılırken doğal kaynaklara da sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Öngör, bunun için atıkların arıtılması, depolamaların düzenli yapılması ve herkesin bunun için çaba göstermesi gerektiğine işaret etti. Türkiye'nin birçok bölgesi gibi Eğirdir Gölü ve içinde bulunduğu Antalya Havzası'nın da iklim değişikliğinden etkileneceğini bildiren Öngör, sözlerine şöyle devam etti: ''Ülkemizin ikinci büyük tatlı su gölü Eğirdir Gölü'nde gerçekleştirilen koruma çalışmaları, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyuma yönelik çabaların önemli bir parçasıdır. Eğirdir Gölü, karbon depolama, ekosistem bütünlüğünün sürdürülmesi, yerel iklimin düzenlenmesi, kuraklık riskinin ve etkisinin azaltılmasına katkıda bulunur. Göl ayrıca iklim değişikliğinden kaynaklanan değişimlerle mücadelede önemli olan temel ekosistem hizmetlerinin devamlılığını sağlar.'' Eğirdir Gölü'ndeki koruma çalışmalarının güçlendirilmesinin, iklim krizine karşı Türkiye'de uygulamaya sokulması gereken en güçlü doğal çözümlerden biri olduğunu belirten Öngör, bu çalışmaların ülke geneline yayılmasının, Türkiye'nin iklime değişikliğine uyumu açısından önemli olduğunu savundu. İklim değişikliğine neden olan gazların oluşmasında insanların direkt ilgisinin bulunduğunu ifade eden Dalfes, uzun vadeli eğilimlere bakıldığında bariz bir şekilde iklim değişikliğinin görüldüğünü ancak bu ifadenin genelleştirilmesinin yanlış olacağını söyledi. Türkiye'nin farklı iklim koşullarına sahip bir ülke olduğunu vurgulayan Dalfes, ''Elimizdeki tablolara baktığımızda bazı bölgelerde yağışların arttığını, bazı bölgelerde ise azaldığını görürüz. Bu, iklimde bir değişmenin olduğuna işaret eder ama genel olarak 'kuraklık yaşayacağız' gibi ifadeler kullanmak saçma olur'' dedi. İklim değişikliği konusunda Türkiye'nin biraz geç uyandığını ama yine de araştırma çalışmalarına başladığını bildiren Dalfes, küresel iklim ölçeklerini bölgesel çapta değerlendirmeye aldıklarını ve buna göre sonuçlar ortaya koyduklarını belirtti. Yer yüzünde ısınma olduğunu rahatlıkla söyleyebileceklerini belirten Dalfes, ''2011-2040 yılları arasında veriler ışığında yer yüzünde 2-3 derece ısınma var, kışlar ve yazlar daha sıcak olacak ama genel olarak (3 yıl içinde bitecek, her yer çöl olacak) ifadesini kullanmak saçma olur'' diye konuştu. İklim değişikliği verilerinin değerlendirilmesinde yağışların yoğunluğunun ve miktarının tek başına önemli olmadığını belirten Dalfes, Türkiye'de bu yıl yağışların arttığı ve barajların dolu olduğu görülse de iklim değişikliği sürecinin devam ettiğini vurguladı. Dalfes, asıl önemli olanın yağmur ve kar olmak üzere toplam yağış miktarının belirli bir düzende seyretmesi ve bu coğrafyayı oluşturan biçimiyle sürmesi olduğuna işaret etti. Çevre konusunda daha duyarlı davranmak gerektiğini vurgulayan Öner, arıtmaların dikkatli bir şekilde yapılmasına, ayrıştırılarak atıkların depolanmasına önem verilmesi gerektiğini kaydetti. Siemens Ev Aletleri Pazarlama Müdürü Ayşe Özkaya da ''Yedi Renkli Göle Yedi Renkli Hayat'' projesinde bilinç yaratmak amacıyla Eğirdir Gölü ve çevresinde iki yıldır çeşitli eğitim ve pilot uygulamaları hayata geçirdiklerini söyledi. Türkiye'nin ikinci büyük tatlı su gölü Eğirdir'in atıklar açısından ciddi bir tehdit altında olduğunu savunan Özkaya, göle yılda iki milyon metreküp evsel atığın karıştığını ve maalesef sadece Eğirdir ile Yalvaç ilçelerinde arıtma tesisinin bulunduğunu belirtti. Zirai ilaç atıklarının da göle karıştığına işaret eden Özkaya, su zengini olmayan Türkiye'de sulak alanların mutlaka korunması gerektiğini ve kendileri tarafından atılan adımın da bunu amaçladığını bildirdi. Çok geç olmadan harekete geçtiklerini ve projenin herkes tarafından sahiplenildiğini anlatan Özkaya, Siemens olarak sadece teknoloji ürünleri değil, sosyal projelerde de yer aldıklarını anlattı. Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Kaçıkoç da, sanayileşme adı altında uzun süre doğanın tükenmez bir kaynak olarak görüldüğünü ifade etti. Bu kaynağı sonuna kadar sömürmenin en doğal hak olarak kabul edildiğini savunan Kaçıkoç, ''Oysa şimdi geldiğimiz nokta bize bunun böyle gitmeyeceğini, daha doğrusu, gidemeyeceğini gösteriyor. Fakat insanoğlu olarak ikiyüzlülüğümüz sona ermek bilmiyor. Dün ekonomik nedenlerle doğayı sömüren bizler, bugün yaşananlardan ders almak yerine, bu kez de çevre sorunlarının ekonomimize ne zararlar vereceğini hesap etmeye çalışıyoruz'' dedi.
|
HAVA DURUMU![]() ![]()
ÇOK OKUNANLARFOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
SON YORUMLANANLARSİTE ANKETSON HABERLER |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||